USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

Kur artışlarının ülkemize maliyeti

Kur artışlarının ülkemize maliyeti
30-03-2021

Geçen hafta Merkez Bankası Başkanı'nın görevden alınması ve 'enflasyon sebebi faizdir' görüşüne dayalı eski ekonomi politikasına geri dönüş adımının yansımaları sert oldu. Kasım 2020'de  8.5 TL'ye kadar yükselen dolar kuru alınan kararlar ile 4 ayda 7 TL. seviyelerine kadar gerilemiş, Başkan Ağbal'ın yaptığı sert faiz artırımlarıyla hem kurlara hem de piyasalara nefes aldırmış idi. Otoritenin almış olduğu kararlar ile kriz hafiflemiştir. Piyasalar bu hamlelere olumlu yanıtlar verirken, Başkanın görevden alınması ile 'piyasalar yangın yerine' döndü .. Maalesef kurlar tekrar 8 TL. üstünü zorladı.

 Bu çalkantılı gidişin, ekonomi ve dış politikada boyutları var. Klasik ekonomiler, büyüme ve istihdam artışını sanayileşme ve kalkınma üzerinden, dış kaynağı (krediyi) ise ithalat finansmanı  üzerinden sağlar. Ama son yıllarda bu metod yerine krediyi hane halkının tüketimine, inşaat ve alt yapı yatırımlarına yönlendirilmesine dayalı bir model tercih edildiğinden,  yüksek büyüme oranlarına ulaşılmış olsa bile, borçlanmamız da  artmış,  ülke içi tasarrufların  ve  ihracatın yetersiz olması ile zaman zaman  döviz kıtlığına sebep olmuştur. Bu da ülkemizde sık görülen bir döngüdür.. Bu döngü  maalesef kırılgan bir ekonomiye sahip olmamıza sebep olmakta ve de devalüasyon olarak yansımaktadır. İşte ülkemizde bu günlerde yaşananlar, bunun yansımalarıdır. 

 Ekonomi uzmanları, bir günlük maliyet artışının 1 trilyon lira olduğundan bahsediyorlar. Kurun 1 lira artması sadece 450 milyar dolarlık dış borcun TL. maliyeti 450 milyar TL artmış oldu, yıllık 200 milyar dolarlık ithalatın da maliyetine 1 TL. eklendiğinde 200 milyar TL. ülkemize ek yük getirecek. Türkiye'nin bu yıl içersinde ödemesi gerken 190 milyar dolar kısa vadeli dış borcu var. Bu borcun büyük bir kısmı döndürüldüğünde yani ötelendiğinde katlanacağınız bedel de  arttı. 

 Yaşanan bu sorunun, dış piyasalarda da yansıması oldu. Yabancı/Kredi Değerlendirme finans kurumları piyasalardaki hareketlilik ile ilgili yorumlarda bulundu ve dosya hazırladı. Özetle yabancı uzmanlar piyasaların zarar gördüğünü raporladı. Peki kim bu kredi derecelendirme kuruluşları? Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları, ülkelerin ve şirketlerin profillerini çıkararak bu ülkeye yatırım yapmak isteyen kişi ve kurumlara rehber hazırlıyor. Örneğin bir şirkete ortak olmayı düşünen bir yatırımcı kredi notuna ve şirketle ilgili hazırlanan rapora göre hareket ediyor. (Bu raporu ekspertiz raporu gibi düşünebilirsiniz) Uluslararası yatırımcılar bu raporlara çok önem veriyorlar, bir ülkenin/firmanın  kredi notu, yatırım yapılabilirlik puanı, skorları oldukça önemli. Dünyadaki finans hareketleri bu raporlara göre şekilleniyor. Hal böyle olunca Türkiye ekonomisi içinde bu kurumların verdiği puan oldukça önemli. Son dalgalanmada da bu kurumların 'Ülkemiz için ihtiyati davranılması gerektiğini ve gelişmelerin yakinen izlenmesi' yönünde görüş içinde oldukları analizciler  tarafından ifade edilmektedir... Bu şirketlerin kim olduğunu merak ettiğinizi düşünüyorum. Bu şirketler size yabancı değil... Hemen hemen her gün haber programlarında, ekonomi yazılarında adlarını duyduğunuz S&P, Moody's, Fitch, Goldman Sachs gibi..   

 İleride bir gün, bu şirketlerin nasıl çalıştığını, raporlama tekniklerini, analizlerini, ne tür ve ne büyüklükte firmalara aracılık ettiklerini anlatmaya çalışırım.

 Bir Dolar bir BORCU batırır,

Bir borç bir KREDİYİ batırır,

Bir kredi bir BİLANÇOYU batırır,

Bir şirket YÜZLERCE KİŞİYİ işsiz bırakır...

 Ekonominin kritik zamanda en nefret ettiği şey, belirsizlik ve şeffaf olmamasıdır. (Prof Dr Mahfi Eğilmez)   

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?